MAHMUD İNCÎRÎ FAĞNEVÎ (k.s)

MAHMUD İNCÎRÎ FAĞNEVÎ (k.s)

Fağnalı Büyük Velî

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) büyük bir mürşid-i kâmildi. Kalbinden hikmet pınarları taşardı. Allah Teâlâ, o günkü müslümanlara böylesi ilâhî feyiz ve rahmet menbaı olan bir zatı bahşetmişti. Zira o, karanlık ve kötü bir gecenin sabahında, insanların gönüllerine güven vererek doğan mâneviyat âleminin güneşiydi.

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) Allah Teâlâ tarafından ilâhî feyizlerle donatılmıştı. O, huzuruna gelen insanların kalplerini Allah sevgisiyle doldururdu. Doğduğu yer Buhara yakınlarında Vâbkîne kasabasının Fağna köyü İncîr beldesiydi. Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretleri, bu iki köye nisbet edilerek tanındı. Bu yüzden kendisine İncîrî (İncirli) ve Fağnevî (Fağnalı) denildi.

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) genç yaşlardan itibaren inşaatlarda çalıştı. Sıvacılık yaparak geçimini elde etti. O dönemlerde zamanın büyük mürşidi Hâce Ârif-i Rîvgerî hazretlerinin dergâhına gidip gelmeye başladı. Zamanla onun en seçkin müridlerinden biri oldu. Nihayet mürşidi Hâce Ârif-i Rîvgerî hazretleri onu, vefat etmeden önce halife tayin etti. Böylece kendisine insanları irşad etme yetkisi verildi. Hâcegân silsilesinin büyük mürşidlerinden biri oldu.

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) insanları irşad etmeye başlayınca, insanların tasavvuf terbiyesine farklı bir metot getirdi. O zamana kadar Hâcegân silsilesi mürşidleri gizli zikre devam etmekte iken o, artık müridlerinin cehrî zikre (sesli zikir) geçmelerini istedi. Zira mürşidi bu şekilde, sâliklerini eğitmesinin daha yararlı olacağını düşündü.

Hayatından Kesitler

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) bir gün büyük âlimlerin yer aldığı bir mecliste buluyordu. Devrin büyük ilim sahiplerinden olan Şemseddin Halvânî, tasavvuf ehli kâmil zatlardan Şeyh Hâfızüddin’e,

“Önceki büyüklerimiz gizli zikre (zikr-i hafî) devam etmekte iken, Hâce hazretleri neden sesli zikri (zikr-i cehrî) tercih etti?” şeklinde, Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretlerine bir soru yöneltmesini istedi.

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) kendisine sorulan soruya şu cevabı verdi:

“Sesli zikri tercih etmemizin sebebi uyuyanları uyandırmak, gafilleri şuurlandırarak Allahu Teâlâ’ya sevketmek, tasavvuf yolunda dosdoğru yürümelerini sağlamak ve Allah’a yaptıkları tövbelerinde daha samimi olmalarını temin etmektir. Çünkü tövbe her hayrın başıdır. Dünya ve âhiret saadetinin göstergesidir.”

Şeyh Hâfızüddin, “Şüphesiz niyetin çok güzel ve yerindedir” diye onun ictihadının yerinde bir uygulama olduğunu kabul etti.

Yine bir defasında Şeyh Hâfızüddin şöyle sordu:

“Sesli zikri, özellikle kimlerin yapması daha uygundur?”

“Eğer bir mürid; yalan söylemekten, dedikodu yapmaktan, insanlar görsün diye zikir yapmaktan çekiniyor ve dilini koruyabiliyorsa, onun sesli olarak Allah’ı zikretmesi elbette daha güzel olur.”

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s), Hâce Azîzân Ali Râmîtenî hazretlerinin mürşidiydi. Azîzân hazretleri henüz Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretlerine intisap etmeden önce, bir gün Hızır aleyhisselâm ile karşılaştı. Kendisinden dilekte bulundu:

“Bana, şu zamanda kendisine güvenerek bağlanabileceğim bir mürşid-i kâmilin adını söyle!…” Hızır aleyhisselâm ona,

“Bağlanman gereken mürşid-i kâmil Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretleridir” dedi. O da bunun üzerine Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretlerini kendisine mürşid kabul etti.

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretleri gibi, mürşidi Abdülhâlik-ı Gucdüvânî hazretlerinden insanları irşad etme izni alan diğer dört halifeden ikincisi Buharalı Evliyâ-yı Kebîr hazretleri idi. Onun da halifeleri oldu. Birinin ismi Şeyh Dehkân Kılletî (k.s) idi.

Kıllet, Buhara’nın kuzeyinde bir yerleşim yeriydi. Bu zat, o yere nisbet edilerek tanınıyordu. Bu yüzden kendisine “Kılletî” deniliyordu. Bu kişi vefat etmek üzereyken, Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretleri onu ziyaret etmek için geldi. Bir süre oturduktan ve kendisine geçmiş olsun dileklerinde bulunduktan sonra, onun yanından ayrıldı.

Aradan bir müddet geçti. Şeyh Dehkân Kılletî hazretlerinin durumu iyice ağırlaştı. Bir ara şöyle dua ettiği anlaşıldı:

“Ey Allahım! Ölüm ânımda (sekerat hali) bana, sevdiğin velî kullarından birini gönder ki imanla ölmeme yardımcı olsun.”

Onun bu duasının ardından çok geçmedi, Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî hazretleri ikinci defa onun yanına geldi. Aralarında hiçbir konuşma olmadı. Şeyh Dehkân Kılletî hazretleri son nefesini verinceye kadar onun yanında kaldı. Kendisine himmet etti, dua etti.

Ve… Ondan Sonrası

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) kendisinden sonra geride üç tane önemli kişi bıraktı. Bu zatlar, tasavvuf yolunun imamları oldu. Sâdât-ı kirâmın mâneviyat sırları, bir sonraki nesile onlar sayesinde intikal etti.

Bu zatların isimleri şöyleydi:

1. Şeyh Hasan Vâbkîne Emîr Külâl (k.s).

2. Şeyh Hüseyin Emîr Hurd (k.s) hazretleri (Seyyid Emîr Külâl hazretlerinin küçük kardeşi).

3. Hâce Azîzân Ali Râmîtenî (k.s) hazretleri.

Hâce Mahmud İncîrî Fağnevî (k.s) Vâbkîne’de 685 (1286) yılında vefat etti.

Sâdât-ı kirâmın himmet ve tasarrufatı, kendisinden sonra Hâce Ali Râmîtenî hazretlerine (k.s) geçti.

Yolumuz onunla devam etti…

Allah Teâlâ bizleri kendisinden ayırmasın.

Allah Teâlâ hepsinin makamını yüceltsin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s