SEYYİD NUR MUHAMMED BEDÂÛNÎ (k.s)

SEYYİD NUR MUHAMMED BEDÂÛNÎ (k.s)

Aslı Nur Nesli Nur

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretleri…

Bedâûn (Bedâyyûn) Hindistan’ın kuzeyinde yer alan bir bölgenin ve şehrin adıdır. Bu yüzden kendisine Bedâûnî (Bedâûnlu) denilmiştir. Ancak onu bize tanıtan asıl özelliği, zamanın büyük hadis âlimi Abdülhak-ı Dihlevî hazretlerinin162 oğlu Şeyh Muhammed Muhsin Hafız’ın yanında zâhirî ilimlerini tamamladığı hayatı ile Mevlânâ Muhammed Seyfeddin Fârûkî hazretlerinin dergâhında mürşidlik icâzetini aldığı tasavvufî yaşantısıdır. Şeyh Muhammed Muhsin Hafız hazretleri, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin oğlu Muhammed Ma‘sûm hazretlerinin halifelerinden idi.

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretlerinin adı Muhammed idi. Pâk nesli, sevgili Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) dayanırdı. Seyyiddi, âlimdi. Resûlullah’ın (s.a.v) hayatını anlatan siyer kitaplarını çok okurdu. Onlardan sohbetler ederdi. Okuduğu her bilgiyi hayatına aktarmaya çalışırdı. Hem de nasıl?

Bütün işleri sünnete uygun olurdu. Bir defasında def-i hâcet için tuvalete girerken sol ayağı ile içeri girmesi gerekirken sağ ayağı ile girmişti de üç gün, “Sünnete uygun davranmadım” diye üzüldü, ıstırap çekti ve sekr halinde (mânevî sarhoşluk) gezdi.

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretleri yediklerine çok dikkat ederdi. Haram lokma ağzına girmesin diye elinden gelen bütün önlemlerini alırdı. Çok defa yiyeceği ekmeğin buğdayını satın alır, ununu kendisi öğütür ve kendi elleriyle ekmeğini yapardı. Çok az yerdi. Zaten çoğu günleri mânevî sarhoşluk (sekr-istiğrak) içindeydi. Sanki o, bu âlemde yaşamıyordu. Her ânı zikirdi. Namaz vakitleri dışında dalar dalar ötelere giderdi. Bir defasında şöyle dedi:

“Otuz yıldır, yiyecek ve içeceklere tamah etmedim. Sadece ihtiyacım kadarını yedim.”

Hz. Seyyid

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretleri şanı yüce bir Allah dostuydu. Mâneviyat âleminin perdelerini âdeta kaldırmıştı. Ötelerin ötesine uzanan gönül dünyası vardı. Onun derdi maddî güzellikler değildi. Halifeleri onu anlatırken göz yaşlarını tutamazlardı. Onun nice güzellikleri vardı, satırlara sığmazdı. Hangi ifadeler onu tam anlatabilir ki?

İşte sadece birkaç tanesi…

Halifesi Mirza Mazhar Cân-ı Cânân hazretleri şöyle anlattı:

“Sizler Hz. Seyyid’i görmediniz. Eğer onu görebilme bahtiyarlığına erseydiniz, yüce Allah’ın kudretine tam olarak yeniden inanır, artık başka delil aramazdınız. Gönlünüzden de, ‘Onu yaratan Allah ne yüce!’ der ve Allah’ı zikrederdiniz.

Bir gün onun huzuruna giderken yabancı bir kadına gözüm ilişmişti. Hz. Seyyid’in yanına varınca bana, ‘Gözlerinde haram izlerini görüyorum’ dedi. Yine bir keresinde de içki içen biri ile karşılaştıktan sonra yanına gittim. Bu defa ‘Allah’ın haram kıldığı içkinin günah izlerini senin üzerinde görüyorum’ dedi.”

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretlerinin huzuruna bir kadın geldi, şöyle dert yandı:

“Efendim, benim kızım kayboldu. Ne yaptımsa bulamadım. Her halde onu cinler kaçırdı. Sizin yardımınıza ihtiyacım var, ne olur himmet edin” dedi.

Hz. Seyyid, bir müddet mânevî âlemlere daldı. Tefekkür etti, murakabede yaptı. Sonra şöyle dedi:

“İnşallah kızın kısa sürede evine döner.”

Gerçekten aradan çok geçmedi. Kadın, kızına kavuştu. Bu işin nasıl olduğunu kız şöyle anlattı:

“Beni ıssız bir yere bırakmışlardı. Bir gün yanıma yaşlı bir zat geldi. ‘Kızım seni kurtaracağım’ dedi ve beni evime getirdi.”

Dolunay

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretleri pek çok insanın kurtuluşuna vesile oldu. Kendisine sığınan nice mazlumları himayesi altına aldı. Çünkü onun üzerinde öylesine bir nur vardı ki, görenleri hayrete düşürürdü. Onun üzerindeki nur, âlemlerin sultanı Muhammed Mustafa Efendimiz’den (s.a.v) geliyordu.

Çünkü o, evlâd-ı Resûl’dü, Ehl-i beyt’ti, imamdı, âlimdi, âbiddi, zâhiddi, kâmildi, veliydi, mürşiddi. Devrin feyiz çeşmeleri, muhabbet kaynakları onunla doldu. Delhi’de mürşidi Mevlânâ Şeyh Seyfeddin hazretlerinin rahmet nazarları altında kemale erdi. Mürşid-i kâmil oldu. Yüceler yücesine zâhir ve bâtındaki üstünlükleri ile ulaştı.

Mürşidinin âhirete irtihalinden sonra Delhi’de devrin gönüller sultanıydı. Karanlıklar arasında kalan ve günahlara dalan nice bedenler ve kalpler onunla huzur buldu. Kemale eren ruhlar, bu zatın nurlu hâlesine girmek için can attı. Onun pâk nefesini koklamak için uçtu. Gökler onu yad etti. Yerdekiler onu senâ etti.

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretleri bir nurdu, tıpkı dolunay gibi parlıyordu…

Muhammedî nurlar taşıyan gönlü ve bedeni insanlara mânevî coşku kazandırdı. Bu, onun mânevî güzelliğiydi. Zira onun adı Nur Muhammed idi. Nesli gibi nurdu, her haliyle nurdu. Bu yüzden ona “Nur” dendi.

Vefatı

Seyyid Nur Muhammed Bedâûnî hazretleri ardında pek çok velî zat bırakarak 11 Zilkade 1135 (13 Ağustos 1723) tarihinde Delhi’de vefat etti.

Nakşibendî yolu onun yetiştirdiği mürşid-i kâmillerden Mirza Mazhar Cân-ı Cânân hazretleri ile devam etti.

Şimdi sıra onda…

Allah Teâlâ bizleri kendisinden ayırmasın.

Allah Teâlâ hepsinin makamını yüceltsin.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s