AŞKA YOLCULUK / 19.BÖLÜM : Sofi Oluş Öyküleri

AŞKA YOLCULUK / 19.BÖLÜM

Kartal h tipi kapalı cezaevinde bulunan 220 sofiden biri sofi oluş öyküsünü sizinle paylaştı. Tadı damağınızda kalacak : Es Selamu aleyküm kurbanım çoğu gibi benim de geçmişim çok karanlık ve bir o kadar da berbattı. Küçük yaşlarda başlamıştım gayri meşru hayata, gözüm çok karaydı. Kimseden ç

ekinmez kimseden de korkmazdım. Hani semtimiz de ‘abi’ dediklerimiz abiler yok mu onlardı bizleri bataklığa uğratan, sürükleyen. Çocuk yaşta başlamıştım uyuşturucu hayatına. Uyuşturucunun her birini kullanmaya, her gün büyük olaylı kavgalara girmeye, yaralanıp veyahut da yaraladığım oluyordu. Artık ailem bıkmıştı karakollardan, polislerden. Aylarca eve gelmediğim günler olurdu. Zavallı anacığım balkonlarda aylarca beklerdi acaba ne zaman gelecek diye. Gelirdim iki gün evde durup yine ortalardan kaybolurdum. Dedim ya kimse inanın elimden tutmadı hep o abi dediğimiz insanlar bize kötüyü gösterdi doğru olanı bize yanlış gösterdiler. Daha sonra tabi yaşımız ilerledikçe daha büyük olaylarımız olmaya başladı. Bu sefer adam yaralama, alı koyma gibi suçlardan yargılanmaya başladım. Daha sonra bir gün semtimde, mahallemde bir kavga oldu ve kavga büyüdü; silahlı, bıçaklı olay oldu. Bende orda 2 kişiyi ağır yaraladım. Olay sonrası nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandım. İnanın Allah’a ki ben iyi ki cezaevine düşmüşüm kurbanlar ben düşer düşmez aklıma ilk hz Yusuf’un kuyularda, zindanlarda kaldığı geldi ve Said Nursi gelmişti. Onları biliyordum halbuki nice Allah dostları cezaevlerinde yatmıştır. Daha sonra ben tutuklanıp cezaevi ne koyulduğumun ikinci günü hemen namaza başladım .Namaz kılmayı bile doğru düzgün bilmiyordum ki sure bilmiyorum, iki tane sureyle namaz kılıyordum. Ben bir hafta boyunca hücrede kaldım tabi daha sonra beni koğuşa aldılar bir koğuşa gittim. Hoş geldin geçmiş olsun dediler, hoş bulduk sağolun dedim. Ee tabi ki sudan çıkmış balık gibiyim, nereye geldim ne için geldim ben yaptım gibi konuşmalar başladı içimden. Daha sonra tanıştık. Baktım üç kişi namaz kılıyor dördüncü kişide ben oldum. Hamd olsun bir ağabey vardı hiç unutmuyorum Kenan adında bana dedi sana bir namaz kitabı vereceğim ve sen bu kitabı okuyacaksın. Bir hafta sonra sureleri ezberlemiş olacaksın, rekatların hepsini bileceksin, tamam dedim ama bende o kadar istekliyim ki namaz öğrenmeye, dinimizi öğrenmeye. Bu arada koğuşta aydan aya bir dergi geliyor, dergi de Semerkand dergisi. Okuyordum içinde çok mükemmel hikayeler yazıyordu ve bilinmesi gereken bilgiler vardı. Daha sonra ben 6 ay o koğuşta kaldım. Ve bir gün koğuşta kavga çıktı, hepimizi ayrı ayrı koğuşlara verdiler dağıttılar. Benimde cezaevinde tanıdığım ağabeyler vardı. Onlarda kendine bir koğuş yapmışlar maaşellah, aynı dergah gibi. Bende idareden o koğuşa gitmeyi istedim, idare de bana sordu sen 5 vakit namaz kılıyor musun o istediğin koğuş sofilerin koğuşu oraya herkesi vermiyoruz. Dedim kılıyorum elhamdülillah gittik o koğuşa. Kapıyı açtı gardiyanlar içeri bir girdim ki cennetten bir bahçe mi dedim burası kendi kendime. Burası ne kadar mis kokuyor ne kadar güzel ya Rabbi ben buraya layık mıyım acaba dedim. Mahkumlar yukarı çıktı, kapı açılınca tabi hepsi nur yüzlü, güler yüzlü kafalarında takkeleri, üstlerinde şalvar o kadar güzellerdi ki hepsi birbirinden hoş insanlar. Kurban hoş geldin, kurbanım aç mısın derken namaz vakti geldi hep beraber 14 kişi birden namaza durduk, cemaat kıldık bir hocamız vardı o da inanın hiç sebepsiz alakası olmayan suçtan içeri düşmüştü. O bize namazı kıldırdı, Allah razı olsun daha sonra hepsiyle tanıştım hocam bana dedi sana tövbe aldıralım mı buradakilerin hepsi sofi sende bu koğuşa boşa gelmemişsin gel senide sofi edelim tövbe al tamam dedim bir gardiyanı çağırdı. Gardiyan geldi dedi Şafak Kaya ismini avukata ver yarın gelsin tövbe alsın. Şafak tamam hocam dedi ve ertesi gün oldu ismimi okudular hazırlansın avukat görüşecek dediler gardiyanlar bir gittim o kadar nurlu o kadar mülayim mazlum halim bir avukat ki dedi gel kurbanım şimdi söylediklerimi tekrar edeceksin tamam mı dedi tamam inşaellah dedim elimi tut dedi tuttum başladım dediklerini söylemeye. Ya rabbi bütün yapmış olduğum günahlardan…
“Ya rabbi bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım keşke yapmasaydım inşaellah bir daha ben yapmayacağım ben kabul ettim Abdulbaki hazretlerini kendime şeyh kabul ettim.” dedim bitti. Daha sonra ayrıldık ben koğuşa geri gittim arkadaşlarımın hepsi nasıl seviniyordu akşama adap yaptım ama ne adap yapayım ki ben banyodan çıktım her yerim yanıyor ağlıyorum çocuk gibi duramıyorum. Adaba oturdum hüngür hüngür ağlıyorum, sular seller oldu üstüm başım. Susmak istiyorum ama susamıyorum ki neyse adabı yaptım yattım. Sabah namazına kaldırdılar, abdest almaya gittim. İnanın vallahi ben dedim bu benim yüzüm mü o kadar değişmişti ki yüz şeklim sanki dünyaya yeni gelmiş gibiydim o kadar rahatlamıştım ki hamd olsun. Daha sonra hatmelere girebildim her gün büyük hatme yaptırıyordu hocamız. İlmihal dersi veriyordu, sohbet saatimiz vardı ve Kur’an öğrenme saati vardı . Daha sonra kaza namazları kılınıyordu inanın ki kurbanlar sadatlar akın akın nazar ediyordu . Bir gün o gardiyan abimiz menzile gidiyor diyor sultanım mahkumlar dua istiyor “ee biz onlara dua ediyoruz” diyor sultanım şekerde istiyorlar diyor “Bir kilo verin mahkumlara yesinler”. Şekerler geldi hamd olsun onları şifa niyetiyle yedik. Ben içeride 3 sene 6 ay kaldım, inanın sanki 1 sene kalmış gibiydim. Şuan, kaldığım kartal h tipi kapalı cezaevinde 220 tane sofi var hepsi ayrı ayrı koğuştalar hamd olsun. Gavsımız inanın el atmış oralara daha sonra Gavsımla menzilde görüştüm. Dua etti inşaellah nazar etti. Hamd olsun şimdi onun hastanesinde hizmette bulunmaktayım (Emsey Hospital). Rabbim onların dizinin dibinden ayırmasın bizleri. Semtimde ne kadar uyuşturucu bağımlısı varsa alıp alıp babaya götürüyorum, o çocukluk arkadaşlarım şimdi bana diyorlar iyi ki sen cezaevine düşmüşsün, sen düşmeseydin bizler nerden bile bilirdik ki bu tarikatı; bu kapıyı. O kadar neşeliler ki o kadar mutlular ki hamd olsun Rabbime. Şimdi benim ailem de o kadar sevinçli ve bir o kadar da mutlu her akşam artık onların yanındayım diye çok mutlular, artık sormuyorlar bile nereye gidiyorsun biliyorlar ki dergahtan başka bir yere gitmiyorum. Allahu teala hepinizden razı olsun rabbim bizleri Sadatlar’dan ayırmasın. Dua buyurun bizlere inşaellah. Es Selamu aleyküm

●AŞK’A YOLCULUK hakkında bilgi almak için tıklayın

 ●SİZDE HİKAYENİZİ GÖNDERİN YAYINLAYALIM 

 ●AŞK’ A YOLCULUK bir önceki bölüm için tıklayın
GAVSI SANİ(K.S.A)”  Sayfasına Gitmek İçin Tıklayın     >              

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s