SAHÂBÎ AHLÂKINA MUHTACIZ (M.SAKİ EROL)

Hz.Peygamber (s.a.v) ,Allah Teâlâ’nın insanlığa gönderdiği son elçidir.Kıyamete kadar bütün insanlığı bu dünyada huzura,ahrette mutlulupa kavuşturmak üzere gönderilen “en güzel örnektir.” İyinin,dorunun ve güzel ahlâkın tanımlayıcısı ve uygulayıcısıdır.

Tıkla

O,yirmi üç yıl süren elçilik vazifesini ifa ederken ,ona destek olan,kol kanat geren,onunla aynı sıkıntıları paylaşan kutlu nesil ashâb-ı kirâm.Yani Allah Resûlü^nün yol ve dava arkadaşları.

Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı kerim’de birçok âyette övdüğü, sorularına ilahi vahyin cevap verdiği,fah-i Kâinat efendimiz’in (s.a.v) mübarek sohbet ve nazarlarıyla terbiye olmuş insanlar.hayırlı insanlar,altın nesil…

Bir mümin için,Peygamber’den sonra Peygamber’e arkadaş olabilmiş bu insanlar en büyük önemi taşır.Çünkü Allah teâlâ ,elçisine itaatin,kendisine itaat olduğunu ferman buyuruyor.peki sahâbîler olmasaydı peygambere nasıl itaat edileceğini,ona nasıl uyulacağını,onun nasıl sevileceğini,sözlerine karşu nasıl davranılacağını kimden öğrenebilirdik? Gerçekten de Peygaöber’e ulaşmada ashâb-ı kirâmdan başka başvurabileceğimiz kimse yok.İşte bu sebebple Hz.Peygamber’den (s.a.v) sonra bir Müslüman için en önemli örnek sahâbîlerdir.Onların görüş ve yaşantıları Kur’an ve sünnetten sonra dinizimde en önemli bilgi ve hüküm kaynağıdır.

Allah Teâlâ sahâbe-i kirâmı insanlar arasından en hayırlı ümmet olarak seçmiştir.

“Siz,insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” (Âl-i İmrân 3/110) ve

“işte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız,resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldır”(Bakara 2/143)âyetleri,öncelikle ve dorudan sahabe-i kiramla ilgilidir.

Hz.peygamber Efendimiz(s.a.v) sahâbe-i kirâmın yoluna tâbi olmamızı emir buyuruyor:” Benim sünnetime ve doğrutu gösteren raşid halifelerimin sünnetine uyunuz,onlara yapışınız ve azı dişlerinizle tutunuz.        (Tirmizî,İlim,16;Ebû Dâvûd,Sünnet,6;İbn Mâce,Mukaddime,6; Dârmî,Mukaddime,16).Yine buyuruyorlar ki : “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılır.Bir tanesi hariç hepsi cehenneme gider.” Orada bulunanlar soruyor : “O bir tanesi kimdir ey Allah’ın Resulü?” Cevap veriyorlar:” Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olanlar.”(Ebû Dâvûd,sünnet,1;Ahmed b.Hanbel,Müsned,3/145;Taberî ,Câmiu’l-Beyân,4/32;Süyûti,ed-Dürrü’l-mensur,4/286)

Sahâbe-i kirâm,Kur’an lisanını bütün değişmelerden uzak ,en sade şekliyle biliyorlardı.Ayrıca ayetlerin indirilme sebeplerini ve Allah Resûlü’nün hangi sözünün hangi olayla ilgili olduğunu yaşayarak görüyorlardı.bu sebeple,Kur’an ve sünneti anlamada onların görüşlerini esas almak en geçerli ve en doğru yoldur.

 

Sahâbiler,yüz yüze bulundukları il3ahi vahyi,bizzat Allah Resûlü’nün nezaretinde büyük bir vecd ve teslimiyetle yaşıyorlardı.Bu yaşantı esnasında karşılarına çıkan zâhirî ve derunî her türlü mesele Hz.Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) nezaretinde ve bütün insanlığa bir örnek olmak üzere çözüme kavuşturuluyordu.Ayrıca Allah Resûlü’nün hayatındaki olaylar,onların başlıca gündemini oluşturuyordu.Onun tutum,davranış ve tavırlarını büyük bir hassasiyetle takip ediyorlardı.

Evet,her hal ve davranışları biz Müslümanlar için birer örnek olması gereken bu pak,bu mübarek şahsiyetleri bizler acaba ne kadar örnek alabiliyor ve onlara ne derece tâbi olabiliyoruz?Birer Müslüman olarak onlar gibi bizler de aynı dine mensup,aynı emir ve yasaklarla mükellefiz.Onlar o dehşetli çile asrında,dinlerinden,davalarından zerre taviz vermezken,biz bu rahat zamanda ne kadar Allah ve Resûlü’nün emirlerine dikkat ediyor ve yaşıyoruz?Onlar zevki,lezzeti,sefayı,rahatlığı Allah ve habîbinin emrine kayıtsız şartsız teslimiyette bulurken;niçin bizler zevk ve lezzetleri dünyanın aldatıcı güzelliklerinde ve nefsimizin hileci tutumunda arıyoruz?

 

Şurası bir gerçek ki,rabbimizin izniyle kıyamete kadar onların ahlâk-ı hamideleriyle ahlâklanmış,onlar gibi İslâm dinini kavramış,anlamış bir zümre,bir cemaat bulunacaktır.Onların o zaman üstlenmiş oldukları vazifeleri kıyamete kadar devam ettirecek olan bu zümre,vazifelerini bulundukları zaman ve şartlara göre taviz vermeden üstlenip yerine getireceklerdir.

 

 

Asrımızdaki İslâm toplumuna şöyle bir göz gezdirdiğimizde görüyoruz ki , onlara gerektiği gibi tâbi olanlar,onları kendilerine örnek alanlar,o Asr-ı Saadet ahlâkı ile ahlâklanmış,sünnet-i nebînin tavizsiz takipçi ve tatbikçileri olan Allah dostları ve hidayetlerine vesile oldukları müntesipleridir.

Asr-ı saâdet’te,bir saadet,bir huzur,bir rahmet cemaati…Başlarında âlemlere rahmet olarak gönderilen,her şeyin var oluş sebebi iki cihan serveri,Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v)…

Günümüzde ise aynı pak cemmati,aynı mücellâ topluluğu kendilerine rehber edinmiş,örnek almış,onların nurânî hayat tarzını benimsemiş,pak yollarında yürümeye çalışan,yüksek ahlâklarıyla ahlâklanmaya uğraşan,onları baş tacı edip onlara tâbi olmayı kendilerine şeref sayan bir zümre,bir cemaat…Başlarında Fahr-i Cihan’ın (s.a.v),” peygamberlerin vârisleridir” diye övdüğü Allah dostları,mürşid-i kâmiller…

Bizler de Müslüman olarak,bu övülenler zümresinin kıymetini çok iyi bilip onlara gerektiği gibi tâbi olmak zorundayız.zira onlar olmasa,dünya hayatında huzuru,ebedî hayatımızda da bizi mutluluğa eriştirecek hakikatleri yaşamaktan mahrum kalacaktık.

 Muhammed Saki EROL

 

Kaynak: HAYAT DENGEMİZ

Konu ile ilgili grafikler: 

sahabı son

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s