MANEVİ EHL-İ BEYT (M.SAKİ EROL)

Sahabe-i kiramdan Selman-ı Farisi (r.a) İslam’a girişi ve Hendek Savaşı’ndaki ince siyaseti ile bütün ashabın gönlüne girmişti. Muhacirler “Selman bizdendir” diyerek, Ensar ise “Hayır, aslında Selman bizdendir” diyerek ona sahip çıkmak istemişlerdi. Allah Rasulü (s.a.v) bizzat araya girdi ve “Selman bizdendir; Ehl-i Beyt’imizdendir” buyurarak, onu has dairenin içine aldı. Allah Rasulü’ne olan sadakati ve sevgisi İran asıllı Selman-ı Farisi Hazretleri’ni Ehl-i Beyt’in içine katmıştı.

İman, sevgi ve takva yolunda hizmet ile herkes bu şereften bir derece pay sahibi olabilir. Bu kapı herkese açıktır. “Allah’ın dostları ancak muttakilerdir.” (Enfal,34) ayeti nazil olunca, Hz. Rasulullah (s.a.v) “Benim dostlarım ancak muttakilerdir” buyurarak, işin esasının iman ve takva olduğunu belirtti.

Her devirde velayette kutupluk ve irşatta imamlık makamı, Rasul-i Kibriya Efendimiz’e (s.a.v) hürmeten onun evlatlarından Ehl-i Beyt’ten bir zatta bulunur. Onlar her devirde aynı ahlak üzeredirler; çünkü aynı kaynaktan gelirler, aynı aşktan beslenirler, aynı nuru taşırlar, aynı güzelliği paylaşırlar. Her halleri örnek ve güzeldir. Ölü kalpleri diriltecek ilahi nuru, feyzi, aşkı, edebi, sevgiyi, ilmi, irfanı taşıyarak insanlığa hayat sunarlar. Nasibi olanların kalbine sevgi aşısı yaparlar. Allah Teala bizleri onların kıymetini bilip istifade edenlerden eylesin.

“KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR”

İnsan dünyada kiminle beraber ise, yani gönlü kimden yana ve amelleri de kime benzeme gayretinde ise, ahirette de onunla beraberdir. Kıyamet gününde de cennette de onlarla beraber olur. Rasulullah’ı (s.a.v) seven, onun Ehl-i Beyt’ini seven ve onların yolundan gidenleri Rabbü’l Alemin öbür dünyada da onlardan ayırmaz. Onun için insanın içindeki sevginin Allah Teala’nın sevdiklerine olması gerekir.
Allah Teala bir kulunun kalbine günde 360 defa nazar eder, onun kalbinde neyi bulursa ona göre muamele eder. İnsanın gönlünde dünya nimetlerinin sevgisi olursa, Rabbü’l Alemin onu sevmez, kendi sevgisini veyahut sevdiklerinin sevgisini bulursa, o zaman o kulunu daha çok sever.

SEVGİ VE MUHABBET DÜŞÜNMEKLE BULUNMUYOR

İnsan bir şeyi tatmayınca onun lezzetini bilmediği gibi, sevgi ve muhabbeti de tatmadığı zaman bunların ne olduğunu ve kıymetini anlamaz. Sevgi ve muhabbet insana ilim tahsiliyle verilmiyor, akılla anlaşılmıyor, düşünmekle bulunmuyor. Allah Teala insanın kalbine koymuş ise oluyor. Bizler Müslüman olduk, Efendimiz’e ümmet olduk ve onun şerefli Ehl-i Beyt’ini tanıma şerefine erdik. Öyleyse bize de Allah’ın sevgi ve muhabbetinden bir pay verilmiştir. Bunun kıymetini iyi bilelim.

Her suyun bir kaynağı vardır. İhlas ve takvanın kaynağı da Allah dostlarının kalpleridir. Allah dostlarının kalplerinden istifade etmenin yolu, onlarla rabıtayı kesmemek ve bir araya geldiğimizde onların sohbetini yapmaktır. Ariflerin sohbeti ile kalbimize ihlas ve muhabbet alametleri gelmeye başlar.

SEVEN SEVİLİR

Bizler Efendimiz’i (s.a.v) ve onun yolundan giden sadat-ı kiramı seversek onlar da bizi daha çok sever. Bu sevginin karşılığını daha dünyada iken sevgi ve muhabbet olarak görürüz ama unutmamalıyız ki, bu dünya hayatı kısadır, nasıl olsa gelip geçecektir. Biz bu sevginin faydasını asıl öldükten sonra kabir aleminde ve öbür dünyada göreceğiz. Zira onlar bir insanı sevdi mi kesinlikle öldükten sonra sıkıntı çektirmezler.

Düşünün ki; soğuk ve fırtınalı bir kış günü kapalı, korunaklı bir yerde sevdiklerimizle bir arada oturuyoruz. Hiç birimize zarar gelmez. Halbuki bizi sevmeyen, hatta düşman olan ve buradan ayrılan birisi dışarıda kalır ve sıkıntı çeker. Allah dostlarını seven ve onlardan ayrılmayan kişi ise burada olduğu gibi öbür dünyada da yalnız kalmaz.

“BENİM İÇİN İNSANLARIN EN EVLASI (EN YAKINI) MUTTAKİ OLANLARDIR”

Rasulullah (s.a.v), Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken, uğurlamak için onunla birlikte çıktı. Kendisine tavsiyelerde bulundu. Muaz (r.a) binekte, Rasulullah (s.a.v) ise yaya olarak uğurlama yerine geldiklerinde Efendimiz (s.a.v) “Ya Muaz! Belki bu seneden sonra benimle burada karşılaşıp görüşemeyeceksin!” buyurdu. Rasulullah’ın (s.a.v) ayrılığından (ve bu işaret yollu vefat haberinden) dolayı Muaz (r.a) ağlamaya başladı. Bu durumdan sonra Rasulullah (s.a.v) geri dönüp, Medine’ye yönelerek: “Benim için insanların en evlası (en yakını) her kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, muttaki olanlardır” buyurdu.

Muhammed Saki Erol

Kaynak: SEMERKAND AİLE

Konu ile ilgili grafikler:

10359542_723143371067756_1511863246884648843_n

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s